Londra'nın Fitzrovia semtinde, gösterişsiz bir binanın bodrum katından yükselen ses, sokağa taşan bir çığlık gibi. Ibraaz adlı kültür merkezinde sergilenen Gabrielle Goliath imzalı Elegy, üç filmden oluşuyor ve her birinde bir kadın, ciğerleri tükenene kadar tek bir nota söylüyor. Ses zayıflamaya başladığı anda başka bir kadın devreye girip o notayı sürdürüyor. Bu, cinayet, adaletsizlik ve soykırım için tutulan bir yas; ama aynı zamanda öfkeyle örülmüş bir eylem çağrısı.
Eserin ortaya çıkış hikâyesi de en az kendisi kadar çarpıcı. Goliath'ın bu işi, başlangıçta Venedik Bienali'nde yer alacaktı; ancak bazı çevrelerce 'fazla tartışmalı' bulunarak programa alınmadı. Sanatçının bu karara tepkisi, eserin kendisini daha da güçlendirmiş görünüyor. Şimdi Londra'da, nispeten yeni bir mekânda, izleyiciyle buluşuyor. Peki bu reddediliş, eserin anlamını nasıl dönüştürdü?
Tek Bir Notanın Taşıdığı Ağırlık
Goliath'ın yaklaşımı, geleneksel ağıt yakma biçimlerinden farklı. Burada melodi yok, söz yok, hatta ritim bile yok. Sadece bir nota var ve o nota, bir kadının bedeninden çıkıp başka bir kadının bedeninde yeniden doğuyor. Bu döngü, ölümün kaçınılmazlığı kadar, yaşamın da inatla sürdüğünü anlatıyor. İzleyici, notanın her an kesileceği hissiyle geriliyor; ama tam o anda yeni bir ses, o boşluğu dolduruyor.
Eserin ses tasarımı, mekânın mimarisiyle iç içe geçmiş durumda. Bodrum katındaki bu yerleştirme, sesin yankılanmasını sağlayarak izleyiciyi adeta bir katedralin içindeymiş gibi hissettiriyor. Ancak bu katedral, kutsal bir huzur değil, bir hesaplaşma alanı. Duvarlardan yansıyan her nota, geçmişte yaşanan vahşetlerin çığlığına dönüşüyor. Goliath, yası estetikleştirmek yerine, onu rahatsız edici bir deneyime çeviriyor.
Venedik Bienali'nin Reddi ve Sanatsal Özgürlük
Venedik Bienali, çağdaş sanatın en prestijli platformlarından biri. Bir eserin burada yer alması, sanatçı için büyük bir görünürlük anlamına geliyor. Ancak Goliath'ın işi, 'tartışmalı' bulunarak geri çevrildi. Bu karar, sanat dünyasında sansür tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Acaba bienal yönetimi, soykırım ve cinayet gibi konuların doğrudan ele alınmasından mı rahatsız oldu? Yoksa eserin politik tonu, bazı sponsorlarla yaşanabilecek sorunlar nedeniyle mi istenmedi?
Bu soruların kesin yanıtı yok; ama Goliath'ın işinin reddedilmesi, eserin ana fikrini daha da keskinleştirdi. Sanatçı, bu kararı bir sansür örneği olarak görüyor ve eserini Londra'da sergileyerek, sesini duyurmaya devam ediyor. Ibraaz gibi bağımsız mekânlar, ana akım kurumların çekindiği işlere alan açarak, sanatsal ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletiyor.
Yas mı, Öfke mi?
Elegy'nin en çarpıcı yanı, yas ile öfke arasındaki ince çizgide salınması. Geleneksel ağıtlar, genellikle hüznü ve kabullenmeyi öne çıkarır. Oysa Goliath'ın eserinde, her nota bir suçlamaya dönüşüyor. Tek bir nota, 'Bunu unutmayacağız' diyor adeta. 'Sessiz kalmayacağız.' Bu yönüyle eser, pasif bir anma değil, aktif bir direniş biçimi.
İzleyicilerin tepkileri de bu ikiliği yansıtıyor. Kimi, gözyaşlarını tutamadan salondan ayrılıyor; kimi ise öfkeyle dışarı çıkıp bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyor. Goliath, seyirciyi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp, duygusal bir yolculuğa davet ediyor. Bu yolculuk, konforlu değil; tam tersine, rahatsız edici ve sarsıcı.
Sanatın Sınırları ve Toplumsal Bellek
Goliath'ın işi, sanatın toplumsal bellekteki rolünü de sorguluyor. Soykırımlar, cinayetler ve adaletsizlikler, genellikle resmi tarih anlatılarında üstü örtülü geçiştirilir. Sanat, bu sessizliği bozmanın bir yolu olabilir mi? Elegy, bu soruya olumlu bir yanıt veriyor. Tek bir nota, belki de binlerce sayfalık raporun yapamadığını yapıyor: Duygusal bir bağ kuruyor ve unutulmaya karşı direniyor.
Ancak bu tür işler, beraberinde bazı riskleri de taşıyor. Sanatçının niyeti ne olursa olsun, eser izleyici tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir. Kimi, bunu bir sanat eseri olarak görürken; kimi, politik bir propaganda olarak değerlendirebilir. Goliath, bu riski göze alarak, sanatın sınırlarını zorluyor.
Ibraaz: Bağımsız Bir Alanın Önemi
Elegy'nin Londra'da sergilendiği Ibraaz, nispeten yeni bir kültür merkezi. Fitzrovia gibi merkezi bir konumda, bağımsız sanat üretimine alan açıyor. Bu tür mekânlar, ana akım kurumların dokunmaya çekindiği konuları gündeme getirmesiyle önemli. Goliath'ın işi, tam da böyle bir mekânda izleyiciyle buluşarak, sanatın kamusal alandaki işlevini hatırlatıyor.
Ibraaz'ın bodrum katındaki sergi, sesin mekânla kurduğu ilişki açısından da dikkat çekici. Üst katlarda başka sergiler, atölyeler ve etkinlikler devam ederken; bodrumda bambaşka bir dünya var. Bu katmanlı yapı, eserin çok katmanlı anlamını da yansıtıyor: Yüzeyde bir sanat etkinliği, derinlerde ise bir hesaplaşma.
Sanatçının Diğer İşleriyle Bağlantılar
Gabrielle Goliath, kariyeri boyunca toplumsal cinsiyet, ırk ve şiddet temalarını işledi. Elegy, onun önceki çalışmalarındaki bazı temaları sürdürüyor; ancak bu kez daha soyut ve daha evrensel bir dil kullanıyor. Sanatçının Güney Afrika kökenli olması, esere ayrı bir bağlam katıyor. Apartheid sonrası dönemde sanatın nasıl bir direniş aracı olabileceği, Goliath'ın işlerinde sıkça karşımıza çıkan bir soru.
Elegy, bu soruyu küresel bir ölçeğe taşıyor. Sadece Güney Afrika'daki değil, dünyanın her yerindeki adaletsizlikleri kapsıyor. Bu yönüyle eser, yerel bir hikâyeden evrensel bir çağrıya dönüşüyor.
Eleştirmenler ve İzleyiciler Ne Diyor?
Eser, sanat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Bazı eleştirmenler, Goliath'ın cesur yaklaşımını övdü ve eseri 'yılın en sarsıcı işlerinden biri' olarak nitelendirdi. Kimi ise eserin fazla didaktik olduğunu ve izleyiciyi manipüle ettiğini savundu. Bu tür tartışmalar, aslında eserin ne kadar etkili olduğunun bir göstergesi.
İzleyici tepkileri de çeşitlilik gösteriyor. Sosyal medyada paylaşılan yorumlarda, kimi 'hayatımda gördüğüm en güçlü sanat eseri' derken; kimi 'dayanılması zor' ifadelerini kullandı. Bu ikilik, Goliath'ın amaçladığı şeyin tam da karşılığı belki de: Rahatsız edici ama unutulmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Gabrielle Goliath'ın Elegy eseri nerede sergileniyor?
Eser, Londra'nın Fitzrovia semtinde bulunan Ibraaz adlı kültür merkezinde sergileniyor. Bodrum katındaki yerleştirme, sesin mekânla bütünleştiği bir deneyim sunuyor.
Elegy neden Venedik Bienali'nde yer almadı?
Eser, 'fazla tartışmalı' bulunarak Venedik Bienali programına alınmadı. Bu karar, sanat dünyasında sansür tartışmalarına yol açtı. Goliath, işini bağımsız bir mekânda sergileyerek sesini duyurmaya devam ediyor.
Eserde kaç film var ve içerikleri ne?
Elegy, üç filmden oluşuyor. Her filmde bir kadın, tek bir nota söylüyor; sesi zayıfladığında başka bir kadın aynı notayı devralıyor. Bu döngü, yasın sürekliliğini simgeliyor.
Elegy hangi temaları işliyor?
Eser, cinayet, soykırım, adaletsizlik, toplumsal cinsiyet ve direniş temalarını işliyor. Yas ve öfke arasındaki gerilim, eserin merkezinde yer alıyor.
Eseri görmek için özel bir randevu gerekiyor mu?
Ibraaz'ın güncel sergi takvimini ve ziyaret saatlerini kontrol etmekte fayda var. Bağımsız mekânların programları değişebiliyor; gitmeden önce bilgi almanız önerilir.

